Dünya

Bir ayını dolduran Rusya’nın Ukrayna işgali nasıl başladı, sebepleri ve sonuçları neler?

Bugün, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üzerinden tam bir ay geçti. Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük askeri eylem olarak nitelendirilen savaşta binlerce kişi hayatını kaybetti, şehirler enkaza döndü, milyonlarca insan mülteci konumuna düştü. Uluslararası güvenlik düzenini alt üst eden savaş, küresel ekonomide tehlikeli dalgalanmalara yol açtı.

İşte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta saldırı emri vermesiyle başlayan ve üzerinden bir ay geçen savaştaki son durum.

Savaşa doğru

Rus birliklerinin geçen sene başlarından itibaren Ukrayna sınırlarına konuşlandırılması saldırı korkularını artırdı. Moskova, nisan ayında bazı güçlerini geri çekerek ABD Başkan Joe Biden’la Başkan Vladimir Putin arasında haziran ayında yapılan zirvenin önünü açtı.

16 Haziran’da Cenevre’de gerçekleşen görüşme, gerilimi düşürmeye yetmedi. Ekim ayı sonuna doğru Rus güçleri yeniden Ukrayna sınırlarına sevk edilmeye başladı. Sene sonuna gelindiğinde ise Rus askeri sayısı 150 bini buldu. Askerlerin sevkedilmesiyle işgal söylentileri artarken Moskova, Ukrayna’ya yönelik saldırı planı olmadığını belirten açıklamalar yaptı.

Söz konusu endişeleri Batı’nın, Rusya’yı itibarsızlaştırma kampanyasının bir parçası olarak tanımladı. Aynı zamanda ABD öncülüğündeki ittifaktan Ukrayna’yı NATO’ya almamaları ve güçlerini Doğu Avrupa’dan çekmelerini istedi. Rusya’nın talebi Batı tarafından reddedildi. Putin, tansiyonu daha da arttırıcı bir kararla 21 Şubat’ta, Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı isyancı iki bölgenin bağımsızlığını tanıdı.

Rusya lideri, 24 Şubat’ta televizyonda canlı yayınlanan konuşmasında, Ukrayna’yı askerden arındırmayı ve “neo-Nazi milliyetçileri” kökünden kazımayı amaçlayan “özel askeri operasyonun” başlatıldığını duyurdu.

Daha kendisi konuşmasını bitirmeden Rus ordusu, Ukrayna’nın askeri tesislerine ve altyapısına yönelik hava ve füze saldırıları düzenlemeye başladı.

Rus birlikleri, güneyde Kırım’dan, doğu ve kuzeyde, Belarus üzerinden Ukrayna’ya girdi.

Putin, Washington ve müttefiklerinin Moskova’nın güvenlik garantisi taleplerini görmezden gelmesi dolayısıyla Rusya’nın başka seçeneği kalmadığını savundu.

Batılı liderler, Putin’in iddiasını ‘Ukrayna’ya saldırı için sahte bir bahane’ olarak nitelendirdi.

Rus ordusu, Belarus sınırının sadece 75 kilometre güneyinde bulunan Ukrayna’nın başkenti Kiev’e doğru ilerledi.

Doğuda, ülkenin en büyük ikinci şehri Harkov’a yaklaştı ve güneyde, Azak Denizi ve Karadeniz kıyıları boyunca ilerleme kaydetti.

Moskova sadece askeri tesisleri hedef aldığını iddia etse de Ukrayna genelinde hava ve topçu saldırıları yerleşim bölgelerini, okulları ve hastaneleri vurdu.

Saldırıların dozu arttı, mart ayı kanlı ve ölümcül oldu

Haftalardır kuşatma altında tutulan ve güneydeki en büyük hedef olan Azak Denizi kıyısındaki stratejik liman kenti Mariupol, Rus bombardımanını tüm semtlerinde hissetti. Moloz yığını haline gelen kentte binlerce insan yaşamını yitirdi. Şehir, sivil kayıpların simgesi haline geldi.

Birleşmiş Milletler yetkililerinin 3 buçuk milyondan fazla olduğunu belirttiği ülkeden kaçan mültecilerin önemli bir kısmını Mariupol’dan gelenler oluşturuyor.

Batı, Rusya’yı yaptırımlarla vurdu

Batılı müttefikler, işgale daha önce eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve mali yaptırımlarla hızla yanıt verdi.

Rusya’nın 640 milyar dolarlık sabit rezervlerinin yaklaşık yarısı donduruldu.

Rus bankaları SWIFT finansal mesajlaşma sisteminden çıkarıldı.

Moskova’nın dolar ve euro cinsinden nakit alması engellendi.

Ticari kısıtlamalarla Rus ekonomisinin farklı sektörleri hedef alındı.

Büyük uluslararası şirketler Rusya pazarından hızla ayrıldı.

Daha önce İran ve Kuzey Kore gibi ülkelere uygulanan önlemler, hızlı değer kaybına yol açtı.

Bu durum mevduat akışını tetikledi ve tüketici paniğine yol açtı.

Rus makamları, döviz işlemlerine ve borsaya sıkı kısıtlamalar getirmek zorunda kaldı.

Ukrayna, daha fazla silah ve uçuşa yasak bölge talep etti

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Batı’nın yaptırımlarına ve silah tedarikine teşekkür ederken, bir yandan da ABD ve diğer Batılı müttefiklerden Rusya’yı durdurmak için daha güçlü önlemler almasını istedi.

İlaveten ABD ve NATO’yu, Ukrayna üzerinde uçuşa yasak bölge ilan etmeye çağırdı. Ancak Batılı güçler, Rusya ile doğrudan bir çatışmaya yol açabileceği gerekçesiyle bu talebe pek yanaşmadı.

Zelenskiy ayrıca Batılı müttefiklerden, Ukrayna’ya savaş uçakları ve uzun menzilli hava savunma sistemleri sağlamaları talebinde bulundu.

Ukrayna, ABD ve Avrupa Birliği’nden, Rusya’nın petrol ve gaz ihracatına yönelik ambargo istedi. Bu, enerji ihtiyacında Rusya’ya bağımlı olan birçok AB üyesinin karşı çıktığı bir durum.

Rus güçleri bazı noktalarda batağa saplandı

İşgal, ilk etaptan itibaren Rusya lideri Putin’in umduğu gibi gitmedi.

İşgalin ilk günlerinde hızla Kiev’in kenar mahallelerine kadar ilerleyen Rus birlikleri, kısa süre sonra banliyölere saplanıp kaldı.

Kremlin’in teslim olmasını beklediği Ukrayna birlikleri, şiddetli direniş gösterdi.

Ukrayna ordusu, Rus birliklerinin Harkiv ve Çernihiv de dahil olmak üzere büyük şehirlerin kent merkezlerine girme girişimlerini akim bıraktı.

Rusya ayrıca ülkenin hava kuvvetleri ve hava savunma altyapısını hedef alan büyük çaplı saldırılara rağmen Ukrayna semalarının kontrolünü tam olarak ele geçiremedi.

Belarus’tan gelen otoyol boyunca onlarca kilometre mesafeye uzanan Rus askeri konvoyları, baskın ve pusu için kolay hedefler haline geldi.

Rus birlikleri, Doğuda da Ukrayna güçleriyle karşı karşıya geldi ve sadece nispi kazanımlar elde edebildi.

Rus ordusu ay başında 498 kayıp olduğunu bildirdi, daha sonra bu rakamı güncellenmedi.

NATO ise dün (23 Mart), dört haftalık çatışmada 7 ile 15 bin arasında Rus askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

Bu, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’daki 10 yıllık savaş sırasında kaybettiği asker sayısına denk.

Nükleer tehdit, kimyasal silah endişesi

Saldırının başında Rus kuvvetleri, 36 yıl önce tarihin en feci nükleer felaketinin yaşandığı, hizmet dışı bırakılan Çernobil Nükleer Santrali’nin kontrolünü ele geçirdi.

Ukrayna güçleri birkaç gün sonra, Zaporijya Nükleer Santrali’nin kontrolünü kaybetti.

Zaporijya’daki çatışma sırasında çıkan yangın kontrol altına alınıncaya kadar endişeler had safhaya çıktı.

Uluslararası toplum, her iki tesisin de güvenliğiyle ilgili endişelerini dile getirdi.

Ülkenin doğusundaki Sumi kentinde 21 Mart’ta bir kimyasal tesiste meydana gelen amonyak sızıntısı, yarıçapı 2,5 kilometre civarında olan bir alanı kirletti.

Ancak rüzgar esmediği için 263 bin kişinin yaşadığı şehirdeki sivillere zarar vermedi.

Rus ordusu, Ukraynalı “milliyetçilerin” nükleer veya kimyasal bir tesisi havaya uçurma planları yaparak bunu kendilerini suçlamak için kullanacağını iddia etti.

Batılı yetkililer ise Rusya’nın böylesi bir saldırı düzenlemek için önceden zemin hazırladığını ve algı oluşturduğunu öne sürdü.

Birçok Batılı, Rus saldırılarının durdurulması ya da püskürtülmesiyle Putin’in, Ukrayna’yı korkutmak ya da ‘diz çöktürmek’ için nükleer silahların veya kimyasal silahların kullanılması talimatını verebileceğinden korkuyor.

Peki bundan sonra ne olacak?

Rusya saldırısı püskürtülse ve Rus ekonomisi, Batı yaptırımlarının da etkisiyle zayıflatılsa bile Putin’in geri adım atma belirtisi göstermediği belirtiliyor.

Rublenin değer kaybı ve yükselen fiyatlara rağmen, kamuoyu yoklamaları Putin’e güçlü bir halk desteği olduğunu ortaya koyuyor.

Gözlemciler bu sonuçları, Kremlin’in propaganda kampanyasına ve muhalefete yönelik baskılara bağlıyor.

Putin, Ukrayna’nın tarafsız bir statü benimsemesini, NATO’ya katılma talebini çekmesini, silahsızlanmayı kabul etmesini, Rusya’nın Kırım üzerindeki egemenliğini tanımasını ve Donbas bölgesindeki iki bölgenin bağımsızlığını tanımasını talep ediyor.

Zelenskiy, Ukrayna’nın güvenlik garantileri nezdinde tarafsız bir durumu tartışmaya hazır olduğunu açıkladı.

Kırım’ın statüsü ve ayrılıkçı bölgelerin ancak ateşkes ve Rus birliklerinin geri çekilmesinden sonra müzakere edilebileceğini dile getirdi.

Analistlere göre Putin, daha fazla zemin kazanmayı ve Zelenskiy’i taviz vermeye zorlamak için müzakere etmeyi umabilir.

Ancak Rus ve Ukraynalı müzakereciler, Vladimir Putin’le Vladimir Zelenskiy’nin tartışabileceği olası bir anlaşma taslağı hazırlamaktan çok uzak olduklarını belirtiyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu