Son Dakika

Büyük Zeytinyağı skandalı. Sakın bu markayı almayın

Zeytinova şirketi, bu defa “Bereketli Topraklardan. Altınöz Zeytinyağı” ifadelerinin yer aldığı ürünleri satışa çıkarttı. Ancak ürünlerin içerisinde yüzde 95 soya yağı, yüzde 5 Ayçiçek yağı bulunduğu tespit edildi. Söz konusu üründe, zeytinyağı yer almıyor.

Sosyal medyada tüketici şikayetlerini dile getiren denetle.com adlı hesap, Hatay merkezli Zeytinova firmasının satışa koyduğu sahte zeytinyağına ilişkin paylaşımı şöyle:

“‘Bereketli Topraklardan’ ve ‘Altınöz Zeytinyağı’ ifadelerinin yer aldığı 5lt’lik yağın aslında bitkisel karışımlı sıvı yağ olduğu anlaşılıyor. Ürün içeriğinde %95 oranında soya yağı bulunurken, zeytinyağı yer almıyor. Tüketici algıyla kandırılıyor.”

Söz konusu firmanın, gıdada sahtecilik yaptığı ve halk sağlığını hiçe saydığı gerekçesiyle 2019’da Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kara listeye alındığı ortaya çıktı.

Soner Yalçın’ın “Saklı Seçilmişler” kitabından ilgili bölüm şöyle:

Gazeteci-Yazar Soner Yalçın, “Saklı Seçilmişler” adlı kitabında zeytinyağı konusuna ilişkin dikkat çeken bilgiler vermişti. 

Tarihte ilk üretim yerlerinden Hatay’ da bir tek zeytin tesisi bulunuyor.

Amerika ne derse inanıldı. O günlerde başladı; “zeytinyağı ısınırsa kanser yapar” yalanı. Oysa zeytinyağı, en zor yanan sıvı yağdı. 

Binlerce yıldır Anadolu insanını doyuran zeytinyağı, sipariş türküler, “zararlıdır” dedikodularıyla gözden düşürüldü. Zeytinyağlı sabun bile kullanılmamaya başlandı. 

Zeytinyağına düşmanlığın sebebi neydi?

ABD, dünyanın en büyük mısır üreticisiydi ve mısırözü yağı ihracatını Marshall Yardımı kisvesi altında yaptı; -artık her daim yapacağı gibi- Türkiye’ye dedi ki, “ekonomik kalkınmanızı bize bırakın!” 

Amerika’ dan uzmanlar geldi; araştırma yaptılar ve “Türkiye tarım ülkesidir” sonucuna vardılar! Eeee… 

Eee’ si şuydu; Türkiye’ de neyin üretileceğine, neyin tüketileceğine dahi ABD tarım uzmanları karar verecekti. Türkiye’ den ilk istekleri şu oldu; “bizden mısırözü yağı alacaksınız!” Aldık… Kimse sormadı; (ki soranı “gomonist” diye hapse atıyorlardı) “yahu biz zaten tarım ülkesiyiz; alacaksak niye mısırözü yağı alalım? Ülke olarak mısır üretiminde önemli potansiyele sahibiz.

Zaten sıvı yağına ihtiyacımız da yok ki!” 

Ayrıca… “Bizim zeytinyağımız zararlı ise, Amerikalılar peşin dolar verip niye bu yağımızı alıyor?” 

Aynı Amerika, mısırözü yağını Türk lirası karşılığı borç olarak veriyordu! (Tabii aradan yıllar geçip Türk halkı zeytinyağın dan soğuduktan sonra ABD, mısırözü yağını dolarla satmaya başladı.) 

Türkiye boğazından düğümlenmeye böyle başladı… 

Öyle ki… Üç-beş ihraç kalemimizden biri zeytinyağı idi… 

Zamanla yapılan (örneğin 12 Kasım 1956 tarihli) tarım anlaşmaları sonucu ABD, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatını yılda 10 bin (sonra 6 bin 400) tonla sınırladı! Ona neyse? 

Yetmedi. Eğer zeytinyağı ihracatımız ABD’nin izin verdiği miktarı aşarsa Türkiye, ABD’ den aynı miktarda nebati yağ satın almak zorundaydı! 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu