Son Dakika

Cihadın en anlamlısı nedir?

Recep Tayyip Erdoğan, “Kuruluşundan Günümüze Milletvekilleri ve İl Başkanları Toplantısı” başlığı altında partilileriyle yemekli toplantılar yapıyor.

Nerede yapıyor bu toplantıları? Saray’da. Saray, “Cumhurbaşkanlığı” merkezi. Masrafları kim karşılıyor? Parti mi? Bunu açıklamaları gerekir. Ayrıca Saray’da parti faaliyeti yürütülebilir mi?

R.T. Erdoğan “Ak Parti Genel Başkanı” sıfatı yanında “Cumhurbaşkanı” sıfatını da taşıyor. “Cumhurbaşkanı” sıfatını taşıyan zatın vazifeleri Anayasa’da belirtilmiştir.

Anayasa’nın dibacesi (başlangıcı), Anayasa maddelerinin bütününün ruhunu aksettir. Hukukî bir netice doğurmayabilir ama neye dikkat edilmesi gerektiğinin genel çerçevesini çizer. 1982’den itibaren Anayasa’da “Başlangıç” yer almaktadır. Darbecilerin hazırlattığı Anayasa olsa bile, zaman içinde birçok madde değiştirildiği gibi, “Başlangıç”la da oynanmıştır.

“Başlangıç”ın son satırlarında şöyle bir ifade yer alır:

“Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı…”

Promptera coşkun konuşma metni yerleştirmişler. Reis Bey, daha da kalınlaşmış tesirli bir sesle okuyor:

“Milletvekili ve il başkanı olarak bu davaya eşsiz katkılar vermiş sizler üzerine, emeğiyle gayretiyle partiye hizmet etmiş arkadaşlarımıza şükran sunuyorum. Sık sık tekrarladığımız tespitimiz var; Ak Parti milletin partisidir. Ak Parti’yi kuran da iktidara getiren de, verdiği tüm mücadelede dimdik yanında duran milletimizdir. Böyle olduğu için de Ak Parti’nin kadro değişimlerinin bayrak değişimi olarak gördüğümüzü söylüyoruz. Beraber görev yaptığınız, şehrinize, ülkemize hizmet ettiğiniz herkes bu bayrak yarışında yer almıştır.”

Bayrak yarışı sözüne dikkat. “Dava adamlığı” ve “bayrak” arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Sorgusuz fedakârlık gerektirir. Reis Bey devam ediyor:

“İnsan kendi evine gitmek, kendi evine sahip çıkmak, güçlendirmek için davet beklemez. (…) Haklı haksız gerekçe, sizlerin Ak Parti ve ülkenin mücadelesinin dışında tutmaya bahanesi olamaz. (…) Sizlerden ülkenin ve milletin üzerindeki hakkının yerine getirmenizi istiyorum. Sizlerden torunlarınıza, evlatlarınıza miras bırakacağınız Türkiye için çevrenizdeki imkânı sonuna kadar kullanmanızı bekliyorum. Sizlerden küçük cihadı bitirdiğinde büyük cihada başlamayı emreden medeniyet duruşu, ‘kim var dendiğinde’ sağına soluna bakmadan ‘ben varım diyecek’ dava adamlığı bekliyorum.”

“Cihat” deyince akan sular durur. Dinî bir kavramdır. “Küçük cihat”la savaş, “büyük cihat”la nefse karşı verilen mücadele kastedilir.

Hz. Peygamber: “Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” buyurur. Mevlâna da Mesnevî‘sinde “Nefis putların anasıdır. İnsanların yaptıkları put yılan ise nefis ejderhadır.” der. Âyet-i kerîmeleri sıralamayacağım. Kur’ân‘da “cihat”la doğrudan savaş kastedildiği gibi, nefisle mücadele de kastedilir.

R. T. Erdoğan, milletvekillerini “dinî” kavramla bağlamak istemekte, nefsinizi yenin, bana uyun demeye getirmektedir.

Diğer tarafta bazı parti kurucularını dinliyoruz. Aman Allah’ım! Neler söylüyorlar neler! Meselâ Ak Parti’nin kurucularından ve milletvekillerinden Kemal Albayrak, meselâ Dr. Turhan Çömez“Ne vefası!” diyorlar. “Parti gayesinden sapmıştır.” diyorlar. Yolsuzluktan, ranttan, kayırmadan, ihaleden bahsediyorlar.

Bir partide, parti başkanının yüzüne hatalar sıralanabiliyorsa, tenkit edenlere, “Gelin iddialarınız ispat edin.” denilebiliyorsa yol alınabilir.

Hz. Peygamber’in cihada dair bir sözünü daha hatırlatacağım:

“Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hakkı söylemektir.”

Anlayana!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu