Son Dakika

Cumhurbaşkanının yeniden adaylığı ve propaganda faaliyeti

Bundan önceki iki yazımda Seçim Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikleri incelemeye başlamıştık, bu yazı da onların devamı olacak ancak bu süre içerisinde söz konusu teklifin, TBMM Anayasa Komisyonu’nda bazı revizelerle birlikte kabul edildiğini de belirteyim.

 

İktidar yasağa uymadı

Halihazırda geçerli olan mevzuata göre, seçim süreci başladıktan sonra başbakan ve bakanların seçim propagandası sayılabilecek açılış törenlerine katılmaları, seçimlerde devlet araçlarını kullanmaları vb. faaliyetleri yasaklanıyor. Malumunuz mevcut iktidar, bu yasağı hiçbir zaman uygulamadı. Yeni sistemde başbakanlık makamı bulunmadığından, bu ifade yasadan çıkarılıyor. Ancak cumhurbaşkanı yasağa dahil edilmiyor. Sıkıntı ise şurada, cumhurbaşkanı, parti başkanı sıfatıyla seçim propagandası yaparken, cumhurbaşkanlığı makamının getirdiği tüm avantajlardan yararlanmaya devam edecek. Yasa değişikliği bu gayri hukuki durumu gidermek için kullanılmadı. Mevcut durumda muhalefet partileri adeta ‘devlet imkanlarına karşı’ yarışmak zorunda bırakılıyor.

 

Erken seçim ihtimali

Anayasa uyarınca, seçim yasasındaki değişikliğin geçerli olacağı ilk seçimlerde uygulanabilmesinin koşulu, değişiklik ile seçimler arasında bir yıllık süre olması. Bu, iktidar partileri seçim yasalarını kendi çıkarlarına göre değiştirmesin diye alınmış bir önlem. Yani, teklif önümüzdeki ay meclisten geçerse, seneye nisandan önce seçim kararı alınması halinde bu yasa uygulanamayacak.

Bu durumda iktidar partisinin kafasında erken seçim kararı almak yok, diye düşünebiliriz ya da muhalefeti ansızın yakalayabilmek ve yine baskın yaparcasına seçim kararı alabilmek için muhalefetin beklentisini kırıyor, diye de düşünebiliriz veya bir yıldan kısa süre geçmesine rağmen alınacak bir erken seçim kararında dahi yasanın bu değişikliğe uğramış halinin uygulanması, yani hukukun çiğnenmesi ihtimali var elbet.

Öte yandan, unutulmaması gereken esas nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meclis tarafından alınan bir erken seçim kararı olmadıkça üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olamayacağı gerçeği. Muhalefetin Erdoğan’ı sandıkta yenme isteğinin hukukun emirlerinin önüne geçmemesi gerektiğini her defasında söyledim, yine söylüyorum. Bu adaylığın hukuki zemine oturtulması, seçim güvenliği açısından da demokrasi açısından da hukuk devleti açısından da olmazsa olmaz bir koşul. Bu durumda, 6271 Sayılı Kanunun 3.maddesi uyarınca, meclisin erken seçim kararı alması halinde, kararı takip eden 60’ıncı günün devamındaki ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ve meclis seçimi birlikte yapılacağı için, olağan koşullarda Haziran 2023te yapılması beklenen seçimler için erken seçim kararı alınması ve Erdoğan’ın üçüncü kez aday olması, Nisan-Mayıs 2023te meclis tarafından (beşte üçünün, yani 360 milletvekilinin oyuyla) bu kararın alınmasına bağlı.

 

Son olarak…

Anayasa Mahkemesi’nin de belirttiği gibi, kanunlar kamu yararı için yapılır, “kamu yararı bulunmayan bir kanun Anayasa’nın 2.maddesi hükmüne aykırı nitelikte olur ve dava açıldığında iptali gerekir” (27 Haziran 1967, K. 1967/ 20). Yapılmak istenilen kanun değişikliği ise, oy oranı yüksek partileri yeniden avantajlı duruma getirerek iktidar partisinin milletvekili sayısını arttırmak ve de muhalefet partileri tarafından oluşturulan birlikteliği parçalamak gayesi taşıyor. Bu durum pek tabi iktidar partisinin kendi yerini sallantıda hissetmesinden kaynaklanıyor. Ancak muhalefetin bu hamleyi doğru değerlendirmesiyle, durumu lehine çevirmesi mümkün.

Hep söylüyoruz, bu seçimde muhalefete düşen rol büyük. En önemli vazifesi ise, seçimlerin hukuki çerçeve içerisinde gerçekleşmesini sağlamak ve meşru olmayan hiç bir süreci ve sonucu kabul etmemek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu