Son Dakika

Millî Eğitim’deki yağma mahkemelik -6-

Günlerdir size Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve etrafında yaşanan rüşvet ve yolsuzluk skandalını yazıyorum.

Yazdıkça devamı geliyor daha da ortaya saçmak istiyorum pislikleri…

Günlerdir yazdığım yolsuzlukların merkezinde hep aynı yöntem vardı. İhaleye fesat karıştırarak milyonları hem de yapmadıkları işler üzerinden ceplerine indiren isimleri ve firmaları yazdım.

Şu anda bu firmalar yargılanıyor. Ancak kurulan düzeneği çökertecek bir yargılama olacağını düşünmüyorum. Belki bu işin başlarında 8-10 kişi hapis cezası ve devletten mahrumiyet alacaklar. Ancak şirketler sahiplik ve isim değiştirerek aynı işleri sürdürmeye devam edecek gibi duruyor.

Burada bir Adanalı olarak Adana emniyetini ve Adana’daki savcılarımızın dikkatini çekmek istiyorum. Bu adamların üstünden kalkmayın, ne pahasına olursa olsun çocuklarımızın hayatlarıyla oynayan bu vicdansızlara aman vermeyin.

Bakın size dizinin son yazısında üç farklı ihaleden bahsedeceğim.

Birincisi: Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Millî Emlak Dairesi Adana Fevziye Çelik (24 Derslikli) Ortaokul Binası Yapımı işi

İkincisi: Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğüne Bağlı 2 Adet (okul) Güçlendirme ve Onarım İşi

Üçüncüsü: Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğüne Bağlı 6 Adet Güçlendirme ve Onarım İşi

Bu üç ihalenin toplam yaklaşık maliyeti neredeyse 35 milyon Türk lirası…

İhaleye fesat karıştırmanın yanında oluşan toplam kamu zararı ise 4 milyon Türk lirası. Yani bu yargılanan adamlar yüzünden senin benim 4 milyon TL’miz birilerinin cebine girmiş.

Hayatımızda 4 milyon TL’yi bir arada gördüğümüzü düşünmüyorum.

Ama bunlar gördü.

Gelin şimdi ihaleleri anlatayım.

İlk ihale için 14 milyon 942 bin TL inşaat bedeli üzerinden imzalandığı sözleşme imzalanmış.

Yapım işi devam ederken iddianamede örgüt üyesi olarak gözüken İl Millî Eğitim Müdürü Veysel Durgun devreye giriyor ve onun Olur’u ile ayrı bir zemin iyileştirme işi için 1.1 milyon TL daha iş artışı yapılıyor. Para, 22 Mayıs 2020’de ödeniyor. Yetmiyor 387 bin liralık daha iş artışı yapılıyor. O da 25 Aralık 2020’de ödeniyor.

Fakat iş bittikten sonra inceleme yapıldığında bir bakıyorlar ki ihale edilen işin neredeyse en önemli maddeleri yerine getirilmemiş. Eksik yapılmış değil hiç yapılmamış.

Hatta yapılan çalışmada demir, çimento, beton, sıva kumu v.b.. inşaat malzemeleri ile pis ve temiz su boruları, kablo gibi malzemeler yüzey altında olması nedeniyle eksik olup olmadığı yönünde incelenememiş bile…

Haliyle 3.2 milyon lira kamu zararı oluşmuş.

İşlere olur veren mühendisin soruşturma başladıktan sonra dava hakkında yaptıkları konuşmaları da dinlemeye takılıyor.

İddianamede yer alan dinlemede Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapan Ali Tat, İl Millî Eğitim Müdür yardımcısı Kazım Baran ile arasında şu diyalog geçiyor:

Ali Tat: Malum şeyle ilgili, var mı hocam bir sıkıntı bununla ilgili yapmamız gereken bir şey?

Kazım Baran: Telefonla melefonla bir şey görüşmediysen bir şey olmadıysa evrak üzerinde zaten bir şey yok, ama işte ne olur ne olmaz inşallah incelemede kalır diye bekliyoruz.

Ali Tat: Geçmiş dökümlerime de baktım öyle bir şeyim yok, zaten ben kendim de biliyorum… Ama teknik elemanları çok fazla kişi olunca onun için bilemiyoruz tabii.

Kazım Baran: İnşallah bu böyle incelemede kalır, tabii ki üzücü yani böyle bir şey çağırırlarsa ne konuşacağınızı söylemiştim, bunun dışında bir şey yok, biz takip ediyoruz, yani birileri karıştırmak istiyor.

Bu konuşmanın sonunda da Kazım Baran, Ali Tat’ı “Konuşmalarınıza dikkat edin” diye uyarması dikkat çekiyor.

Sonuç olarak 4 milyon liralık kamu zararı da mahkemeye sunuluyor.

Gelelim ikinci işe…

Yani iki okulun onarım ve depreme karşı güçlendirme çalışmasına…

Veysel Durgun’un imzaladığı 7.5 milyonluk ihale için 6 firma davet edilmiş. Teklifler alınmış ve birinci kısım iş 5.2 milyon TL’ye ikinci kısım iş ise 1.9 milyon TL bedelle Tevfik Taştimur İnşaat üzerine bırakılmış.

Kırım oranı yaklaşık maliyetin sadece yüzde 3’ü sınırında kalmış. Pazarlık usulü ile yapılan bu iş açık ihale olsa bu kırım yüzde 40 oranlarına kadar çıkabilirdi.

Fakat evraklara bir bakmışlar ki teklif veren üç şirket de teminat mektuplarını ayı gün aynı bankadan alıyorlar. Üstelik teminat mektuplarının numaraları bile birbirini izleyen ardışık halde çıkarılmış.

Dolayısıyla, geçici teminat mektuplarının alındığı banka şubelerinin ve tarihinin aynı olması, numaraların birbirini takip etmesi, isteklilerin adresleri, şirketlerin ortaklık yapısı, teklif mektuplarının aynı font yazı ve biçimde hazırlanmış olmasından yakayı ele veriyorlar.

Savcılık da şirketlerin arasında organik bağlarının bulunduğu ve birlikte hareket etmek suretiyle ihalede yan teklif verdikleri yani ihaleye fesat karıştırdıkları ortaya çıkıyor.

Durun daha bitmedi…

Şimdi ihaleyi Tevfik Taştimur aldı değil mi? Bu isim işi aldıktan sonra birinci kısım Seyhan Petrol Ofisi güçlendirme ve onarma işinin yüzde otuzunu Vahdet Gruba (önceki ortağı Mustafa Durmaz) 1.5 milyon TL’ye, yüzde 20’sini de Hataş İnşaata (Ortağı Azad Taştimur) 1 milyon TL’ye devrediyor.

Diğer ihalenin ikinci kısmını da bu şekilde aralarında paylaşıyorlar.

Halbuki bu durum yasalara aykırı, yapamazlar.

Daha kötüsü bu olaylar ortaya çıktıktan sonra yapılan denetimler neticesinde Ceyhan Dumlupınar İlkokulu’nda belirtilen inşaat, tesisat ve elektrik iş kalemlerinin eksik ya da hiç yapılmadığı halde hak ediş ve geçici kabulünün yapılarak 257 bin 183 TL kamu zararına neden olunduğu tespit edilmiş.

Yapılmayan işler arasında yangın çıkış kapısı, akım korumalı şalter, yangın alarmı santralı gibi hayati konular var.

Bahsettiğim üçüncü ve son ihalede de aynı durum var.

İhale yaklaşık maliyeti 10.7 milyon TL. İhale kapsamında 6 proje var. Bu projelerden birinin ihalesini 1.6 milyon TL tutar ile Taner Mat alıyor.

Taner Mat işi bitiriyor ve “İşler eksiksiz teslim edildi” diye de rapor düzenleniyor.

Daha sonra gidip bakıyorlar ki belirtilen inşaat, tesisat ve elektrik iş kalemlerinin eksik ya da hiç yapılmadığı halde hak ediş ve geçici kabulünün yapılarak 521 bin 939 TL kamu zararına neden olmuş.

Bir önceki yazımda Aladağ’da Süleymancıların yurdunda çıkan yangında ölen çocuklarımızı hatırlatmıştım.

Bu tür olaylar nasıl çıkıyor diye sormayın alın size örnek.

Bu insanların yüreklerinde bir gram çocukları düşünecek sevgi olsaydı bu parayı kendi zevk ve sefalarında harcamak için malzemeden çalıp kaçırmazlardı.

Adamlar tüplü yangın dolabı yapmadığı gibi okulda yangın çıkmasını engelleyecek topraklamayı da yapmamışlar.

Daha ne diyeyim…

Bu ülke ahlaken batıyor.

-BİTTİ-

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu