Teknoloji

Ortadoğu’da Vekalet Savaşlarının Kesiştiği Ülke Yemen

Tüm dünyanın dikkati Rus işgaline uğrayan Ukrayna üzerindeykenOrtadoğu’nun 2011’den bu yana istikrara kavuşamayan ülkelerinden Yemen’de sular yeniden ısınıyor. 22 yıl ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in devrilmesinden sonra yardımcısı Mansur Hadi’nin seçimleri kazanması ile başlayan çatışmalarda Ensarullah olarak da bilinen İran destekli Zeydi Şii Husi hareketi 2015’te başkent Sana’yı ele geçirdi. Ülke fiilen ikiye bölünmüş durumda.

Aden’e çekilen hükümete destek amacıyla Husiler’e karşı 2015’te Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğinde başlatılan koalisyon ise ‘‘Yemen Data Project’’ verilerine göre 24 bin 876 hava saldırısı düzenlemesine rağmen sonuç alamadı. Buna karşılık Husiler son dönemde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) hedef alan etkili saldırılarının sayısını arttırdı.

Ocak ayında BAE’ye çok sayıda saldırı gerçekleştiren Husiler, Isaac Herzog’un bir İsrail Cumhurbaşkanı olarak ilk kez gerçekleştirdiği ziyaretinin ertesi günü 31 Ocak’ta başkent Abu Dabi’ye balistik füzelerle ticaret merkezi Dubai’ye de silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile saldırı düzenledi.

Yemenli isyancılar dünyanın en tanınmış otomobil yarışı olarak bilinen Formula 1’in Cidde’de yapılacak Suudi Arabistan Grand Prix’si öncesinde de dünyanın en büyük üç petrol şirketinden biri olan Suudi Aramco’nıu aynı kentte bulunan tesislerine yine SİHA ve balistik füzelerle saldırı düzenledi. Petrol dolum tesislerinin vurulduğu saldırı sonrası Husiler’in Sana’da kurduğu hükümetin bir yetkilisi bu saldırıların süreceğini açıkladı.

Dr. Algöz: ‘‘Yemen, İran ve Suudi Arabistan arasında vekalet savaşına dönmüş bir alan’’

Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Araştırmaları Enstitüsü öğretim görevlisi ve İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Dış Politika Koordinatörü Bilgehan Algöz, 2021 yılının Kasım ayında Avusturya’nın başkenti Viyana’da Avrupa Birliği (AB) koordinatörlüğünde İran ile Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya (4+1) arasında başlayan nükleer görüşmelere ara verilmesi ile Yemen’den yapılan saldırıların artışı arasındaki zamanlamaya dikkat çekiyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Algöz, ‘‘7 yılı aşkın süredir Yemen’de ciddi bir insanlık sorunu yaşanıyor. Ayrıca Yemen, İran ve Suudi Arabistan arasında vekalet savaşına dönmüş bir alan. Nisan 2021 Irak’ın ev sahipliğinde başlayan İran ve Suudi Arabistan arasında görüşmeler başladı. Son görüşme Eylül’de olduktan sonra bu Mart ayında yeni bir görüşme yapılacaktı ama ertelendi. İran Suudi Arabistan arasındaki müzakerelerin odak konularından biri Yemen konusu. Görüşmelerin ertelenmesi ve Husiler’in saldırılarının artışı Viyana’da devam eden İran’la nükleer müzakerelere ara verilmesinin hemen sonrasına denk gelmesi dikkat çekici. Önce BM Güvenlik Konseyi’nde İngiltere’nin önerisiyle Husiler terör örgütü ilan edildi. Ardından Viyana’da duraklama oldu. Buradaki kapsamlı sorunlardan biri Viyana’da devam eden İran nükleer müzakerelerde Devrim Muhafızları’nın terör listesinden çıkarıp çıkarılmaması. İran’ın olur da bölgede rahatsızlık yaratan eylemi olursa terör örgütü ilan edilmesi isteniyor. Bu Devrim Muhafızları’nda tepkiler yaratıyor. Bunun etkisinin Yemen’de ve Irak’ta gördük’’ dedi.

‘‘İran, Türkiye’nin İsrail’le yakınlaşmasını arzu etmiyor’’

Dr. Algöz’e göre, İran ve Yemen’deki artan rahatsızlığın bir başka nedeni İsrail’in hem Körfez ülkeleriyle hem de Türkiye’yle ilişkilerini güçlendirmesi.

9 Mart’ta İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Türkiye’ye ziyaret ettiğine, üç gün sonrasında Yemen’deki Türk Şehitliği’ne saldırı düzenlendiğine dikkat çeken Algöz, ‘’Aslında Yemen Türkiye’nin Körfez siyasetindeki ana konulardan biri değil. Bu nedenle Yemen’de İran ve Suudi Arabistan arasında dengeli bir diplomasi yürüten Türkiye, bu saldırı sonrası kınama yayınlamak mecburiyetinde kaldı. Türkiye ve İsrail arasındaki yakınlaşamadan İran rahatsızlık duyuyor. Türkiye’nin İsrail’le yakınlaşmasını arzu etmiyor ve vekil güçler üzerinden mesajlar veriyor şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca 12 Mart’ı 13 Mart’a bağlayan gece İran’dan Irak’ın Erbil kentine yönelik füze saldırısı meydana geldi. İran için bir başka sıkıntı Suriye lideri Esad’ın

Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti. Tahran yönetimi, Körfez İşbirliği Konseyi’nin Suriye rejimiyle yakınlaşmasında İsrail’in tesiri olduğunu düşünüyor. ABD rahatsız olsa da İsrail’in teşvik ettiği bu yeni diplomasi İran yakından takip ediyor’’ diye konuştu.

S. Arabistan ve BAE’yi Vuran Husiler İstanbul’da Protesto Edildi

Yemen’den yaşanan sorunlar Türkiye kamuoyunun da önüne geliyor. Yemen’in başkenti Sana ve çevresindeki şehirleri yedi yıldır elinde tutan Husiler, Cuma günü İstanbul’da protesto edildi.

Fatih İtfaiye Meydanı’nda düzenlenen ve yaklaşık 250 kişinin katıldığı eylemde cezaevlerinde işkence yapıldığı, çocukların askere alındığı, siyasi cinayetler işlendiği, insani yardımlara el konulduğu iddia edildi.

Eyleme katılanlardan aktivist Yusra Alhammadi, 5 Mart’ta Husiler’in Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanınmasını geç kalmakla birlikte iyi bir karar olarak değerlendirdi.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Alhammadi, ‘’Biz buraya 7 yıldır Husiler tarafından eziyet gören, şiddet gören Yemenli kadınların sesi olmaya geldik. Birleşmiş Milletler’in son çıkardığı Husiler’i bir terör örgütü olarak tanıması kararı geç kalınmış ama iyi bir karar olarak değerlendiriyoruz. Husiler’e yaptırımlar uygulamalarını istiyoruz. İşledikleri suçlar yanlarına kalmamalı. Çünkü biz adaletli bir Yemen, özgür bir Yemen ve demokratik bir Yemen hedefliyoruz. Yemen’deki kadınlar Husiler’in yaptığı zulümden dolayı çok zorluk çekiyorlar. Su ihtiyaçlarını giderebilmek için çok uzaklardan su getiriyorlar. Çocuklarını doyurabilmek için çok eziyet çekiyorlar. Eğitim alamıyorlar. Bir sürü kadın eğitim hakkına erişemiyor. Bunun için kadınlar çok zor durumda. Savaştan en çok zarar gören başka bir kesim de çocuklar. Onların eğitim hakları ellerinden alınıyor. Okullar adeta askeri kışlalara dönüşmüş vaziyette. Normal bir eğitim alacaklarına okullarda Husiler’in terör düşünceleri öğretiliyor. Çocuklar eğitime gideceklerine ellerinde silahlarla cephelerde hayatlarını kaybediyorlar’’ dedi.

Sürgündeki Yemenliler, Husiler hakkında ne düşünüyor?

8 yıldır Türkiye’de yaşayan üniversite öğrencisi Ali Ahmad Akber’in diğer aile fertleri hala Yemen’de yaşıyor.

Akber, ‘‘Şu anda Yemen’de sadece iki sınıf var. Çok zengin sınıf ki bunlar Husiler’in liderleri ve onunla beraber olanlar. Çok fakir olan sınıf ise halk. Orta sınıf diye bir şey kalmadı Yemen’de. Tüm dünya bunu bilmeli. Husiler, insanlara zarar veren bir örgüt. Devlet bile değil. Eğer devlet olsaydı insanlara en önemli en temel ihtiyaçlarını sağlardı. Eğitim yok, sağlık yok, hiçbir şey yok. Fiyatlar çok pahalı. Petrol yok, doğal gaz yok. Yemek yok. Böyle bir devlet olabilir mi sizce? Bu bir terör örgütüdür. Yemen’e zarar veriyor. Türkiye’ye bile zarar veriyor. Geçen hafta Türk Anıtı’nı yıktı. Bu insanlar zamanında Yemenlilerle birlikte savaşmış, şehit olmuş kişilerdir. Bu yapılan ölülere, şehitlere bir saygısızlıktır. Tüm dünya buna karşı çıkmalı, Türkiye de buna sert bir tutum sergilemelidir.

Husiler asla devleti temsil etmiyorlar. Kaç defa Yemen hükümeti, ‘aynı masada oturalım , bir devlet kuralım, Yemen’i beraber kurtaralım’ dedi. Ama onlar kendilerini Yemenli olarak kabul etmiyorlar. Kendilerini Yemenlilerden üstün görüyorlar. Bu sebeple de yönetimi kimseyle paylaşmak istemiyorlar’’ diye konuştu.

Gazeteci Muhammed Al Mukbiri ise Yemen’de birçok gazetecinin öldürüldüğünü söyledi.

Mukbiri, ‘‘Husiler, devleti, vatanımızı ve barışı bizlerden çaldı. Ben bunların çalınmasına karşı buradayım. Ayrıca Türk anıtına yapılan saldırının Yemenlileri temsil etmediğini, Husi milislerini temsil ettiğini söylemek istiyorum. Yemenliler orada insani kriz yaşıyorlar. Açlık var, insanlara karşı şiddet var. Ayrıca Yemen’de gazeteciler de çok sıkıntı çekiyor. Bir sürü gazeteci öldürüldü. Ben bir yazarım. Husiler, benim çalıştığım yere geldiklerinde silahı boynuma dayadılar. Gazeteci kimliğimi saklayarak olası bir saldırıdan kurtuldum’’ ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre Yemen’de 11 yıldır devam eden iç karışıklıklar ve iç savaşta yüzde 70’i beş yaşın altındaki çocuklar olmak üzere en az 377 bin kişi öldü. Çocuk ölümlerin ağırlıklı nedeni açlık ve önlenebilir hastalıklar. Dünya Gıda Programı’na göre, Yemen nüfusunun neredeyse yüzde 45’ine tekabül eden 16,2 milyon kişi güvenli gıdaya ulaşamıyor. Süregiden çatışmalı ortam nedeniyle dört milyon kişi ülke içinde yer değiştirdi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu