Teknoloji

“Seçimi Kazanırız Ama Türkiye’yi Kaybedebiliriz”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan 27 Mart’ta ev sahipliği yapacağı ve parlamenter sisteme geçiş sürecinin ayrıntılarının gündeme gelmesi beklenen muhalefet liderlerinin toplantısı öncesinde, “Bu, demokrasimiz açısından çok önemli bir adımdır. Ama tek başına yeterli değildir. İmzalanan mutabakat sadece bir hedeftir. Ama o hedefe nasıl ulaşılacağıyla ilgili şu anda elimizde bir şey yok. Bu çalışılması gereken bir konu. Çünkü ilk seçimler mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre yapılacak. İlk seçimle parlamenter sistemin uygulanmaya başlayacağı tarih arasındaki geçiş süreci çok önemli. Bugünden buna çalışılıp mutabık kalınmazsa yarın her türlü itilafa açık olur” dedi.

DEVA Partisi lideri, bu değerlendirmeyi İzmir’de Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (ESİAD) düzenlediği ‘ESİAD Liderler Buluşması’ etkinliğinde dile getirdi. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” mutabakat metnine imza atan diğer beş muhalefet lideriyle geçiş süreci konusunda bugünden itibaren görüşmelere başlayacağını açıklayan Babacan, “Cumhurbaşkanı adayının ya da adaylarının bugünden bu ortak çalışmalara uyacağının taahhüdü alınmazsa ileride Türkiye kaotik bir dönem yaşayabilir. Seçimi kazanırız ama Türkiye’yi kaybedebiliriz. Seçimi kazanıp demokrasiyi savunanların yönetememesi, becerememesi şu anda benim gördüğüm en büyük tehlike. Bazen bakıyorum, tabii çok kısa vadeli bir yaklaşımla, ‘ya bu iktidar gitsin de ne olursa olsun’ deniyor. Öyle değil. Zaten vatandaşlarımız da bunu kısmen gördüğü için hala tereddütte. ‘Tamam bunlar gitsin de yerine ne gelecek?’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Anayasa değişikliği yaparak parlamenter sisteme geçilmesi için mecliste çoğunluk sağlanması gerektiğini kaydeden Babacan, “Yakın siyasi tarihimizde hiçbir zaman tek bir parti anayasayı tek başına değiştirecek bir çoğunluğa ulaşmadı mecliste. Anayasa değişikliklerinin hepsi partiler arası mutabakatla yapılan işlerdir” dedi.

“Güvenin olmadığı bir ülkede ekonominin düzelmesi mümkün değil”

Konuşmasında hükümete eleştirilerini de yönelten Babacan, Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomik kriz olduğu belirterek krizden çıkış için hukuk, özgürlük ve demokrasi vurgusu yaptı: “Şu anda her açıdan sıkıntıların büyük olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Sıkıntıları halka sorduğumuzda ağırlıklı olarak ekonomik sıkıntılardan bahsediyorlar, hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik diyorlar. Ama bu sorunların kök sebebine baktığımızda Türkiye’nin son yıllarda artan bir şekilde hukuk devleti niteliğinin kaybolmasını görüyoruz. Türkiye’nin özgürlük ortamının gitgide daralması olduğunu görüyoruz. Ekonomi öyle bir alan ki, ekonomi bir temele oturur. O temelde hukuk, adalet, özgürlükler, insan hakları ve demokrasi var. Siz o temeli sağlam atmadıktan sonra üzerine sağlam bir ekonomi inşa edemezsiniz. Yatırım için güven gerekiyor. Güven ortamının oluşmadığı bir ülkede böyle bir krizle karşılaşırsınız. Güvenin olmadığı bir ülkede ekonominin düzelmesi mümkün değil. Türkiye şu anda bunu yaşıyor. Yönetimin tek elde toplanması, demokrasinin zafiyet içinde olması, özgürlüklerin kısıtlanmış olması ve hukukun işlememesi en önemli nedenlerden.”

“En fazla altı ayda Türkiye bu ekonomik kriz ortamından çıkar”

Partisinin Türkiye’nin sorunlarına çözüm sundukları eylem planları hazırlayarak kamuoyuna açıkladığını belirten Babacan, “Aklınıza gelen her alanda bu eylem planlarını tamamlayacağız. 1000’den fazla eylemle önümüzdeki sürecin yol haritasını detaylı bir şekilde belirleyeceğiz. Neyi, nasıl yapıp hangi kanunu çıkaracağımızı açıkladık. Biz ‘yetki elimize geçtiğinde yapacaklarımız bunlardır’ diyoruz. Hatta ilk 90 dakikada yapılacakları bile söylüyoruz. Örneğin özgürlükler, yargının bağımsızlığı. Bunlar için bir düzenlemeye ihtiyacımız yok. Basın üzerindeki baskının hukuki hiçbir dayanağı yok. Şu anda sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin çoğunun konuşmamasının hiçbir hukuki dayanağı yok. Fiili bir baskı var. Mevcut hükümet teşvikle ya da tehditle susturuyor insanları. İlk 90 dakikada yapılacak bir açıklamayla bu iklim değiştirilebilir. Şu andaki kriz en fazla altı ay. En fazla altı ayda Türkiye bu ekonomik kriz ortamından çıkar” değerlendirmesinde bulundu.

“Biz bir Türkiye partisi olmayı hedefledik ve bunu yapıyoruz”

Türkiye’de yeni bir siyasi hareketin gerekli olduğunu düşünerek DEVA Partisi’ni kurduklarını kaydeden Babacan, “2018-2019 yıllarında toplumsal araştırmalar yaptırdık. Gördük ki şu anda vatandaşlarımız iktidar partisine oy veriyorsa daha kötüsünden korktuğu için bu desteği veriyor. Daha iyisi olsun diye değil, ‘ya elimdekini de kaybedersem’ diye iktidar partisine destek veriyorlar. Muhalefet partilerine destek veren vatandaşlarımızın ana motivasyonu da ‘bir an önce bu iktidardan kurtulalım da ne olursa olsun’ mantığı. Destek verdikleri siyasi partilerin yapabileceğine onlar da inanmıyor. Bu tabloyu açık bir şekilde gördüğümüz için yeni bir siyasi hareket başlattık” dedi.

Diğer siyasi partilerin güçlü ve zayıf olduğu bölgeler olduğunu söyleyen Babacan, “Üyelerimiz arasında bir araştırma yaptık ve üyelerimizin yüzde 33’ü daha önce AK Parti’ye, yüzde 20’si ise CHP’ye, yüzde 10’u HDP’ye, yüzde 10’u İyi Parti’ye, yüzde 5-6 civarında MHP’ye oy vermiş insanlar. Yüzde 15 civarında daha önce hiçbir siyasi partiye oy vermeyen insanlar var. Biz bir Türkiye partisi olmayı hedefledik ve bunu yapıyoruz. AK Parti’nin İzmir’de kolay siyaset yaptığı ve zorlandığı ilçeler vardır. CHP’nin de çok zor siyaset yaptığı ilçeler vardır. Ama biz 30 ilçede de çok rahat faaliyet gösterebiliyoruz. Sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de aynı ilgiyi görüyoruz. Çünkü biz kimlik siyaseti yapmıyoruz, dar bir ideoloji siyaseti de yapmıyoruz. Bizim ortak vizyonumuz özgür, adil ve zengin bir Türkiye” diye konuştu.

“Seçim kanunu değişikliği günü geldiğinde ayaklarına dolaşacak”

Konuşmasının ardından işadamlarının sorularını da yanıtlayan DEVA Partisi lideri, AKP ve MHP’nin Meclis’e sunduğu seçim kanunu değişikliği teklifiyle ilgili şunları söyledi: “Şu anda hükümetin meclise sunduğu yasa teklifi henüz son şeklini almadı. Nihai değerlendirmemizi bu teklif mecliste yasalaştıktan sonra yapacağız. Anayasamız gereği bu tür değişiklikler değişiklik yapıldıktan bir sene sonra ancak uygulanabiliyor. Daha erken yapılan seçimlerde uygulanmıyor. Zaten işin püf noktası da bu. Yani bu teklife baktığımızda şunu görüyoruz, 2018’in seçim sonuçlarına bakılmış. 2018 seçimlerinde kurallar şu andaki geçerli kurallar değil de başka kurallar olarak uygulansaydı ‘şu kadar milletvekili iktidar partisi daha fazla kazanacaktı, şu kadar milletvekili iktidarın küçük ortağı daha fazla kazanacaktı’ gibi bir hesapla bu teklif hazırlanmış. Oysa siyaset çok dinamik bir süreç. 2018’deki seçim sonuçlarını alıp bugünden bir sene sonra, en erken 2023’te uygulanacak seçimlere doğru projeksiyon yaptığınızda bu hesabın tutması çok zor. Çünkü trendler iktidar partisinin aleyhine işliyor, sürekli düşüş trendinde. Yaptıkları değişiklikler daha çok destek alan partilere daha çok milletvekili vermek, daha az destek alan partilereyse hiç milletvekili vermemeye dönük bir düzenleme. Günü geldiğinde dönüp dolaşıp kendi ayaklarına dolaşacağını hesap etmemiş olmaları gerçekten büyük bir garabet. Bu değişikliklerin daha önce yakın siyasi tarihimizde de hep iktidarların güç kaybettiğini ve seçimi kaybedeceklerini anladıkları zaman gündeme geldiğini görüyoruz.”

“Önemli olan cumhurbaşkanlığını kazanabilmek”

Kanunda değişikliğin gündeme gelmesiyle, seçim tarihinin 2023’ün Mayıs-Haziran aylarında olacağı ihtimalinin güçlendiğini söyleyen Babacan, “Baskın seçim ihtimalini de gözönüne her zaman almamız lazım” dedi. Bu süreçte muhalefet partilerinin diyalogu sürekli sıcak tutması gerektiğini de vurgulayan Babacan, “Başkanlık sisteminde, şu andaki sistemde unutmayalım ki cumhurbaşkanının seçilmesi en kilit konu. Son teklif sadece parlamentoda birkaç milletvekili nereden nereye kayacağının hesabı yapılıyor. Aslında odak yanlış bir yere çekiliyor. Burada önemli olan cumhurbaşkanlığını kazanabilmek. Kazanan cumhurbaşkanının da ne yapacağının çerçevesini önceden belirlemek. Dolayısıyla iktidar bu son teklifle odağı matematik formüllerine çekerek, millete cambazı gösterip asıl öteki taraftaki büyük resmi saklamaya çalışıyor. Cumhurbaşkanlığını alamadıktan sonra mevcut sistem parlamentoya fazla yetki vermiyor. Güçlendirilmiş parlamenter sistemle parlamento güçlenecek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adayı isim belirleme tartışmalarına da değinen Babacan, “Seçimin zamanında olma ihtimali dikkate alındığında cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesini erken aşamada tartışmanın çok faydalı olmadığına inanıyoruz. Kişiler üzerinden tartışmaya başladığınızda sansasyonel olan ve ilgi çeken kısım o olsa da sıralamanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Önce ne yapacağımıza karar verelim, sonra kimin yapabileceği üzerinde çalışalım. Dar parti çıkarları, dar parti ya da şahıs ihtiraslarının önünü kapatıp ne yapacağımızı konuşmanın Türkiye için çok daha faydalı sonuçlar getireceğini bugün için düşünüyoruz” dedi.

    İlgili Makaleler

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Başa dön tuşu