Teknoloji

Türkiye Rus Oligarklar İçin “Güvenli Liman” mı Oluyor?

Ukrayna-Rusya savaşının başlamasıyla “dengeli” bir dış politika izlemeye çalışan ve her iki ülkeyle de dostluğunu korumak isteyen Türkiye’de, son dönemde bazı Rus oligarkların yatırım yapmayı planladıkları iddiaları ve Türk limanlarına süper lüks yatlarını demirlemeleri, “Türkiye Rus oligarklar için güvenli liman haline mi geliyor?” sorusunu akıllara getiriyor.

Rus oligark ve işadamı Roman Abramoviç’in iki süper lüks yatını Türkiye’nin marinalarına demirlediği ve “Türkiye’de yatırım fırsatlarını araştırdığı” haberleri, Rusya’ya ambargo uygulamayan Türkiye’yi “uluslararası arenada zora sokabileceği ve saygınlığını zedeleyebileceği” yorumlarına neden oldu.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan emekli Büyükelçi ve Carnegie Barış Vakfı Kıdemli Analisti Alper Coşkun, “Türkiye Ukrayna’yı yıkıma götüren Putin’in oligarklarına kucak açan ülke olmamalıdır” dedi.

Bunun için Rusya’ya yönelik ambargoya katılmanın veya yatlara el koymanın şart olmadığını belirten Coşkun, ”Uygun tedbir ve yöntemlerle, kendilerine Türkiye’de yer olmadığı hatırlatılmalı, Türkiye’nin saygınlığı korunmalıdır” diye konuştu.

“Ukrayna savaşı, baştan yanlış olan bu düzeni bozdu”

Rus oligarkların, Putin yönetiminin sembolleşen bir izdüşümü olduğunu ve Rusya’daki mevcut düzenden beslenmelerinin ise Putin’e sadakatlarına bağlı olduğunu kaydeden Coşkun, şunları söyledi:

“Bu ‘mutabakat’ sayesinde süper lüks yat alımları dahil, her türlü dünya nimetinden yıllarca, en aşırı şekillerde yararlandılar. Sermayelerini götürdükleri çoğu Avrupa ülkesi hiçbir şey sorgulamadan, kapılarını bu oligarklara ve getirdikleri sermayeye yıllarca açık tuttu. Bu fırsatçılığın muhasebesi o ülkelerin boynundadır. Ukrayna savaşı nedeniyle başvurulan yaptırımlar, baştan yanlış olan bu düzeni nihayet bozdu. Oligarkların yatlarına el konulması bu değişikliğin bir sonucudur.”

“Türkiye’nin yaptırımlara katılma zorunluluğu yok”

Alper Coşkun, uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin bu yaptırımlara katılma zorunluluğu olmadığına dikkati çekerek, “Zira Türkiye ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yaptırım kararlarını tanır. Üçüncü ülke veya Avrupa Birliği gibi yapıların kararlarını kendisi için bağlayıcı görmez. Hukuken görmek zorunda da değildir” diye konuştu.

“Türkiye tutarlı ve ilkeli tutumunu korumalı”

Diğer taraftan Ukrayna’da yaşanan insani drama dikkati çeken Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mariupol ve Kiev gibi şehirler, sivil hedefler vurulmak suretiyle harabeye çevrilirken, bunun müsebbibi olan Putin’e yakınlığıyla bilinen oligarkların Türkiye’yi ‘güvenli liman’ gibi kullanabilmeleri sakıncalı bir görüntü teşkil eder. Ankara’nın Ukrayna konusunda 2014 yılında Kırım’ın işgalinden bu yana, üstelik birçok müttefikinin de ilerisinde olacak şekilde sergilediği ilkeli tavırla da çelişir. Oligarklar sermayelerinin çekim gücünden istifadeyle Ankara’da kimilerinin kafalarını karıştırmaya çalışıyor olabilirler. Ancak devlet düzeyinde bugüne kadar izlenen tutarlı ve ilkeli tutum korunmalı, Türkiye Ukrayna’yı yıkıma götüren Putin’in oligarklarına kucak açan ülke olmamalıdır. Bunun için illa ambargoya katılmak veya yatlara el koymak şart değildir. Uygun tedbir ve yöntemlerle, kendilerine Türkiye’de yer olmadığı hatırlatılmalı, Türkiye’nin saygınlığı korunmalıdır.”

“Zarrab skandalına benzer bir şey yaşanmamalı”

Ana muhalefet partisi CHP ise konuyu TBMM’ye taşıdı. CHP Eskişehir milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi Utku Çakırözer, Meclis’teki konuşmasında, Türkiye’nin “ambargo fırsatçılığı yapmaması gerektiğini, bunun Türkiye’yi kara listeye sokabileceğini” söyledi.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Çakırözer, Rusya’ya yönelik ambargo uygulamamak ile mevcut ambargoları delmek arasında fark olduğunu belirterek, “10 yıl önce benzer bir şeyi Türkiye denedi. İran ambargoları sırasında, AKP hükümeti bir ambargo fırsatçılığı yaptı ve sonuç Reza Zarrab skandalı oldu. Benzer şeyler yaşanmamalı. Türkiye tekrar böyle bir duruma düşürülmemeli, itibarı zedelenmemeli” diye konuştu.

Ukrayna’da büyük bir insani dramın yaşandığını belirten Çakırözer, Rus oligarklar Batı dünyasında yer bulamazken, Türkiye’nin bu oligarklar için “güvenli liman” haline gelmemesi gerektiğini söyledi.

Utku Çakırözer, özellikle finansal aracı kuruluşlarla veya bankalarla yaptırımların delinmesine ve mal varlıklarının Türkiye’den yönetilmesine izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ukrayna politikası Erdoğan’a yaradı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşıyla ilgili “dengeli” bir politika izlediğini sıklıkla dile getiriyor.

Erdoğan, en son geçen hafta Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, “Biz Sayın Zelenski ile de Sayın Putin’le de dostluğumuzu aynen korumak durumundayız. Ancak şunu da söyleyeyim yaptırımlara gelince, BM kuralları içerisinde ne gerekiyorsa biz şu ana kadar onu yaptık ve NATO üyesi ülkelerin yapmadıklarını biz Rusya’ya rağmen, Ukrayna’ya yaptık, desteğimizi sürdürdük” dedi.

Diğer yandan, seçmen eğilimleriyle ilgili yapılan son kamuoyu yoklamaları, Ukrayna-Rusya savaşındaki arabuluculuk girişimleri ile izlenmeye çalışılan “dengeli politikanın” Erdoğan’a desteği arttırdığını ortaya koydu.

Metropoll araştırma şirketinin yayınladığı “Kararsızların Erdoğan’a oy verme eğilimiyle” ilgili son ankette, bir önceki ay kararsız olduğunu söyleyen seçmenlerin yüzde 25’inin Erdoğan’a oy vereceğini söylediği ortaya çıktı.

Türkiye raporunun, 3-7 Mart tarihlerinde yaptığı “Siyasetçilerin başarı puanı” isimli anket sonuçlarına göre ise Erdoğan, bir önceki aya göre puanını 0,2 puan artırarak, 4,8 puan seviyesine yükseltti. Erdoğan’ı sırasıyla 4,1 ile Meral Akşener, 3,8 ile Kemal Kılıçdaroğlu, 3,8 ile Devlet Bahçeli ve 3,1 ile Ali Babacan takip etti.

    İlgili Makaleler

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Başa dön tuşu