Son Dakika

Yeniçağ gıdadaki büyük tehlikeyi manşete taşıdı

Gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşı açlıkla mücadele noktasına getirdi.Fiyat artışlar, tüm insanların açlıktan, gıda yoksunluğundan ve kötü beslenmeden korunmasını öngören temel bir insan hakkı olan gıdaya erişim hakkını her geçen gün tehdit ediyor. Gıda fiyatlarında önceki aylarda da oldukça yüksek oranlarda artan temel gıda fiyatlarında Nisan ayında da yüzde 13,2 oranında artış gerçekleşti. Gıda fiyatlarında yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 33,9 olarak gerçekleşen gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 141,9’a ulaştı. Türkiye’nin üç haneli enflasyonlara doğru hızla gittiği bu yılın ilk dört aylık döneminde gıda fiyatlarında yüzde 51,5 oranında artış yaşandı.Böylece emekli maaşına yapılan yüzde 30 artış, elektrik, doğal gaz faturaları hariç sadece gıda enflasyonuyla erimiş oldu.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı hesapladığı gıda fiyatları endeksi Nisan 2022 sonuçları açıklandı.

Araştırmada şu noktalara dikkat çekildi:Yanlış ekonomik ve tarımsal politikaların gıda fiyatlarında yol açtığı artış, gelir artışı bırakın gıda fiyatlarını genel enflasyon oranının da oldukça altında kalan Türkiye’de açlık riskini giderek büyütüyor. Aynı zamanda da tüm insanların açlıktan, gıda yoksunluğundan ve kötü beslenmeden korunmasını öngören bir insanlık hakkı olan gıdaya erişim hakkını ihlal ediyor. Enflasyon farkının, altı ayda geriden ücretlere yansıtılmasına yönelik bir gelir politikası izlendiği için, artan fiyatlar karşısında gelirinin satın alma gücü her geçen gün eriyen ücretliler ve diğer dar ve sabit gelirliler, diğer gereksinimlerine para ayırabilmek için açlık ya da kötü beslenme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar.

Ramazan ayı olmasının da etkisiyle Nisan’da gıda fiyatlarındaki artışta bütün harcama gruplarında yaşanan yüksek oranlı artışlar belirleyici oldu.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları, zamlar nedeniyle Nisan’da bir önceki aya göre yüzde 2,2 oranında artış kaydetti. Halka ucuz et yedirme sözü verilen Nisan ayında et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 6,7 oranında artış oldu. Nisan’da süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu fiyatları ise yüzde 12,1 oranında yükseldi. Yağ fiyatlarında ise yüzde 8,7 oranında yükselme oldu.

Meyve fiyatlarının yüzde 47,4 oranında arttığı Nisan’da sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 28,7 oranında yükseliş yaşandı.Bakliyat fiyatlarının yüzde 7,3 oranında arttığı nisan ayında, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer işlenmiş gıda fiyatlarında ise yüzde 5,8 oranında artış kaydedildi.
Böylece, vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için nisanda, bir önceki aya göre yüzde 13,2 oranında daha fazla para ödedi.
Türkiye’nin üç haneli enflasyonlara doğru hızla gittiği bu yılın ilk dört aylık döneminde gıda fiyatlarında yüzde 51,5 oranında artış yaşandı.

Ocak-nisan döneminde ekmek, pirinç, un, bulgur, makarna fiyatları yüzde 49,2 oranında arttı, et ve balık fiyatları yüzde 37,5, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatları yüzde 16,6, yağ fiyatları yüzde 25 oranında, meyve fiyatları yüzde 123,, sebze fiyatları yüzde 138, bakliyat fiyatları yüzde 18,5, diğer gıda maddelerinin fiyatları da yüzde 23,3 oranında arttı.

Gıda fiyatlarında yıllık olarak ise (Nisan 2021’e göre) yüzde 141,9 oranında artış gözlendi. Diğer bir ifadeyle vatandaşlar Nisan 2021’de 100 liraya dolan bir sepet için bu yıl aynı ay 241,9 lira ödemek zorunda kaldılar.
Bu yıl nisanda geçen yılın nisan ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 136,1, et-balık fiyatlarında 96,5, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 80,9 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 114,6 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 268, sebze fiyatları ise yüzde 380 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 98,1, diğer gıda fiyatları ise yüzde 58,7 oranında zamlandı.”

HERKES ŞİKAYETÇİ: SEBZE ALAMADAN BÜTÜN PARAMIZ BİTTİ

İstanbul’da pazarlarda artık kredi kartı dönemine girildi. Cebbinde parası olmayanlar kredi kartıyla meyve ve sebze alıyor. Bazı vatandaşların 5 liralık, 10 liralık sebze için bile kredi kartı kullandığı görüldü. Sinop’da da benzer görüntüler yaşanıyor. Pazartesi ve perşembe günü kurulan halk pazarında vatandaş, durumun kötü olduğunu belirtirken pazarcı esnafı da pahalılıktan şikayetçi. Pazarcılık yapan Oğuzhan Yıldırım, “Pahalılıktan şikayetçiyim tabii. Halkımız yiyemiyor. 30-40 TL’ye halkımız nasıl biber yiyecek? İnsanların cebinde para kalmadı” dedi. Pazar esnafı Reşat Güler ise “Bu millet bir kilogram portakalı 10 TL’ye yerse, bir kilogram elmayı 10 TL’ye yerse, bir kilogram domatesi 20 TL’ye yerse bu insanlar nasıl geçinecek?” diye konuştu. İzmit Perşembe Pazarı’nda da fiyatlar yine el yakıyordu. www.kocaelikoz.com’un haberine göre de pahalılık nedeniyle mağdur olduklarını söyleyen Nihal Yolmaz isimli vatandaş “Her şey çok pahalı. Eskiden 2 -3 kilo aldığımız ürünleri artık yarım kilolara indirdik. Her hafta değişen ve artan fiyatlar evdeki bütçeye artık uymuyor. Ne olacak bilmiyoruz, yettiği kadar geçinmeye devam ediyoruz” dedi. Yaren Kaptan isimli bir başka vatandaş ise şunları söyledi: “Pazar uygun olur diye geldik ama umduğumuzu bulamadık. Hatta hiç! Daha temel hiç bir alışverişimizi yapamadık. Pazar da marketleri aratmıyor. Sebze bölümüne geçemeden bütün paramız bitti. Eskiden tezgahlar arasında fiyat farkı olurdu, bütçemize uygun olanı seçerdik. Artık tüm tezgahlarda aynı yüksek fiyatlar. Annemle kumaş aldık parça parça, artık evde dikeceğiz. En azından yazlık kıyafetlerimizi kendimiz dikeceğiz.”

EZİK DOMATESİ BİLE VERMEDİLER

Market ve pazarda hergün zamlanan gıda ürünleri vatandaşı vurdu. Osmaniye’de üç çocuk annesi Şenay Üsker, “Çocuklarımın istediği hiçbir şeyi alamıyorum. Elin eskileriyle büyüttüm bugüne kadar. Geziye gönderemiyorum, bir kıyafet alamıyorum, doğru düzgün bir giyecek alamıyorum” dedi. Üsker, şunları söyledi: “Geçen marketten ezik domatesleri istedim onu bile ‘veremeyiz’ dediler. Demediler ki bu kadın ihtiyacı olmasa bu ezik domatesi istemez demediler. Penceremde perdelerim bile yok. Sosyal Güvenlik Kurumu’na gittim başvuruda bulundum, muhtarımıza gidiyorum 1-2 defa o gıda getirdi. Yani bilmiyorum perişan bir durumdayım. Bir şeyde pişiremiyorum, tezgâhım olmayınca bulaşık yıkayamıyorum, tüpüm ocağım olmayınca yemek yapamıyorum. Kuru ekmek, peynir, zeytin çocuklarıma tüpsüz, ocaksız ancak onları yapabiliyorum, başka ne yapabilirim? Tüpüm, ocağım olmayınca mecburen peynir, zeytin gibi domates gibi elime geçerse onu yapıyorum.”

İşte Kazançlı Haber Gazetesi’nin birinci sayfası:

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu