Son Dakika

Zaman mı aştı. Adalet mi aşındı

Avukat Hüseyin Ersöz, şimdi “FETÖ” diye anılan yapının “milli orduya kumpas”ı olan Balyoz Davası’ndaki sözde delillerin “sahteliğini” tespit edemeyen, daha doğru bir ifade ile, kumpasın bütün üretilmiş, kurgu ve sahte verileninin “gerçek”-“doğru” varsayılmasında en etkin rolü oynayan “TÜBİTAK bilirkişileri” hakkında açılan davanın “zaman aşımı” gerekçesiyle düştüğünü duyurunca, gayri ihtiyari, beni bir gülme aldı.

*

12 Eylül 1980’de darbe yapanlardan “hayatta kalanların” yargılandığı dava, 12 Eylül darbesinden tam 34 yıl sonra, Nisan 2012’de açılmıştı.

Anayasa değişikliği bile yapıldı sözde bu davayı açabilmek uğruna!

Darbecilerin hayatta kalmış olanları, 34 yıl sonra yapılan o yargılamada, hiç bir zaman çekmeyecekleri müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Hayatın olağan akışı içinde hiçbir karşılığı bulunmasa, hiçbir darbe mağdurunun yüreğini soğutmaya, kanlarına girdikleri hiçbir vatan evladının ruhunun huzur bulmasına yaramayacak olsa da, kağıt üzerinde yargılanmış ve alabilecekleri en ağır cezayı almışlardı.

Hiçbir şey olmasa bile bir şey oldu;

Resmen tescilli “suçlular” olarak terk ettiler bu dünyayı!

*

İddianame, mahkeme tutanakları, tanık beyanları ve delil durumu(!)na bakınca, kimin, kimi, neden yargıladığını anlamanın mümkün olmadığı 28 Şubat Davası, 28 Şubat 1997’den Eylül 2013’te, yani 16 yıl sonra açıldı.

“28 Şubatçılar” klişesine sıkıştırılan ve yaşları 74 ile 90 arasında değişen 14 komutan, 28 Şubat’ın üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçtikten sonra cezaevine atıldı.

Demir parmaklarının arkasında geçirdikleri 220. Günleri bugün.

*

“Asrın iftirası” diye anıyorduk Balyoz Davası’nı…

Bu da “asrın ironisi” olmalı;

“Zaman” algısı işte böyle muazzam olan adalet sisteminin, firari Balyoz bilirkişilerinin yargılandığı dosyayı, “zaman aşımını” gerekçe göstererek kapatması!

Daha trajikomiği:

Sahte deliller için gerçekmiş gibi rapor yazan bilirkişiler hakkında açılan dava dava düşmüşken, bu bilirkişilerin “görevlerini kötüye kullanarak” hazırladıkları yalan yanlış raporlar doğrultusunda suçlanan Balyoz mağdurlarından 7’sinin yargılamasının sürüyor olması!

*

Bilirkişilere yöneltilen suçlama “Görevi kötüye kullanmak” ya, durumu, yatarı üzerinden “normalleştirmeye” çalışanlar var.

Bu insanlar, kardeşler arasındaki miras davasına mı rapor yazdılar? Sigorta davasına mı? Ruhsat davasına mı?

*

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rejimini değiştirdi bu insanların yazdığı raporlar.

Yalan mı?

O gün “askeri vesayetten kurtulma” naralarıyla cilalanan “Balyoz”la, “milli orduya kumpas” kurulmasaydı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi ve dahi ordunun en stratejik kalelerini koruyan Atatürkçü, milliyetçi, Cumhuriyetçi subaylar tasfiye edilmeseydi, terfi sıralaması yerle bir edilmeseydi, “15 Temmuz” yaşanır mıydı?

15 Temmuz yaşanmamış olsaydı, iktidarın, başkanlık sitemine geçebileceği zemin oluşur muydu? “Fiili durumu resmileştirecek” desteği alması mümkün olur muydu?

*

19123 modelinin, 16 Nisan 2017 gecesi tamamı yerle bir olan taşlarının ilki Taraf gazetesinin 20 Ocak 2009 tarihli “Fatih Camii Bombalanacaktı” manşetiyle, hatta dön biraz daha geri 12 Haziran 2007’de, Ümraniye’de bir gece konduda 27 el bombası bulunduğu “iddiasıyla” yıkıldı;

Vadilerden fışkıran silahlar ve bavullardan fışkıran iftiralarla…

*

Silivri kumpaslarının bilirkişileri o düzmece yargılamaları çökertseydi bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olabilirdik bugün.

Elinizi vicdanınıza koyun ve öyle söyleyin:

Adil olan, böylesi bir vebalin karşılığının “zaman aşımı kontenjanından af(!)” olması mı?

Kumpas-Der Başkanı Ahmet Tatar, “Zamanaşımı kararı yetmez, bir de teşekkür belgesi gönderilsin” tepkisinde haksız mı!

Fuarda son buluşma yarın…

Geçtiğimiz hafta açmıştık, bu hafta sonu kapatıyoruz Ankara Kitap Fuarı’nı.

Geç(e)meyen pandemi tedirginliği ile hepimizi etkileyen ekonomik koşulların gölgesinde ve maskelerin arkasından da olsa uzun, çok uzun zaman sonra sizinle yeniden buluşabilmek, bir yerlerde bizi de “anlayan” birilerinin olduğunu hatırlamak çok güzeldi.

Geçtiğimiz pazar günü uğrama imkanı bulamayanlar varsa ben bu pazar da fuarda olacağım.

Sadece kitap almak yahut imzalatmak için değil, sohbet için de bütün okurlarımızı beklerim.

TARİH: 27 Mart 2022, Pazar

YER: ATO Congresium

STAND NO: A 609 (Galeati Yayıncılık)

ST: 13.30-18.00

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu